Tarihimizde Akıl Hastalıkları tedavisi ve Edirne II.Beyazıd Küll


 Bu ileti 13/06/2008 tarihinde merakediyorum@googlegroups.com grubunda yayınlanmıştır.
Resimler blogda çok sorun oluşturduğundan resimler yazıya ilave edilmemiştir.
Üye olmak için boş bir mesaj gönderin. Üyelik koşulu yoktur. Kendiniz de üye olabilirsiniz.
===========================================
B İ L G İ L E N M  E K   H E R K E S İ N   H A K K I D I R
http://groups.google.com/group/merakediyorum
E-posta :
merakediyorum@googlegroups.com
===========================================

Tarihimizde Akıl Hastalıkları tedavisi ve Edirne II.Beyazıd Külliyesi Sağlık Müzesi

Tarihimide psikiyatrı


Hastalıkların ne­deni: “Tanrı'nın insanı cezalandırması”

İnsanlık tarihinde gerilere doğru gidildikçe, hastalıklara, özellikle akıl hastalıklarına bakışın da temelden değiştiğim görebiliyoruz. Eski çağ­larda, daha doğrusu epeyce yakın za­manlara kadar, tüm hastalıkların ne­deninin, Allah'ın insanı cezalandır­ması olduğu kabul ediliyordu. Akıl hastalıklarında ise durum daha acık­lıydı ve rahatsız olan kişinin içine şeytan girdiği düşünülüyordu. Orta­çağ Avrupa'sında bile bu düşünce yaygındı ve hastaların içindeki şeyta­nı yakmak için, hastalar ateşe atılı­yordu. Şanslı olanlar ise, içlerindeki şeytanın çıkarılması için işkencelere uğruyordu. Bu düşüncenin kökenin­de, hastaların Tanrısal bir cezaya uğradıkları inancının bulunduğu kesin. Bu tür kutsal cezalandırma yaklaşı­mına karşı tedavi yöntemi de, mus­kalar, büyüler, dualar, nefesler ve gü­ya dinsel sağaltım törenleriydi. Kötü ruh ya da şeytanın da yakılmaktan başka çaresi yoktu.

Türk hekimliği: Otacı ve Efsuncu hekimler

Prof. Dr. Nil San'nın Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig'inden aktar­dığı bir yazısında, eski Türkler'deki iki ayrı hekimlik biçiminden söz et­mesi oldukça çarpıcı. Yazarın belirt­tiğine göre, "otacı" adı verilen ve ilaçlarla maddesel tedavi uygulayan hekimlerin yanı sıra, yalnızca ruhsal bir sağaltımla yetinen "efsuncu" he­kimler var. Anlatılanlara göre, her iki hekimden de yararlanılmış olma­sı gerekiyordu. Çünkü, otacılar bü­tün hastalıkları ve ağlıları ilaçla te­davi ediyorlardı. Ardından, efsuncular geliyordu; bunlar da cin ve peri­lerden gelen rahatsızlıkları sağaltı­yorlardı.

 

Hastane köyler

Selçuklular dönemine ge­lindiğinde, akıl hastalıklarının sağaltımıyla uğraşan bir tür "hastane-köy"lerin varlığı bugün biliniyor. Bunlar, Prof. Dr. Ayhan Songar'ın yazdıklarına göre her biri dinsel ve toplumsal kuruluş olarak ortaya çı­kan tekkeler biçiminde hizmet veri­yorlardı. Akıl hastalarını kendi inanç yönelimleri doğrultusunda tedavi et­meye çalışan tekke şeyhleri, yaptık­ları işi giderek ailelerine aktarıp, dinsel-büyüsel sağaltımlarını kuşaklar boyu sürdürdüler.

 

Hekim Karacaahmet

Ayhan Songar’a göre bu şeyh ailelerinin en ün­lüsü 14. yüzyılda yaşamış Karacaahmet'ti. Bu dönemlerde, Anado­lu'nun çeşitli yörelerinde Karacaahmet adına çeşitli tekkeler kuruluyor­du. Sözü edilen Sel­çuklu dönemi hastane-köyler, Asklepios kültüne bağlı "Asklepion sağlık yurtları" ge­leneğinin uygulamalarına çok benzi­yordu. Bu tekkeler de adak adamak, şifalı suda yı­kanmak, kutsal mekân olan tekkede uykuya yatmak, özel diyet uygula­mak ve bir işle meşgul olmak gibi tedavi yöntemleri vardı.

 

Osmanlı dönemi

Osmanlı'ya gelindiğinde ise, aynı gelenek hiç kuşkusuz yine sürüyor­du. Bu dönemdeki ilk önemli bimarhanenîn (darüşşifa), Edirne'de Sul­tan II. Bayezid Camii Külliyesi'nde açıldığı biliniyor. Gerçi Prof. Son­gar'ın bildirdiğine göre, Bursa'da daha önceleri küçük bir bimarhane bulunuyormuş. Ama asıl sözü edil­mesi gerekenin Edirne'deki darüşşi­fa olduğu kesin... Darüşşifa adı, tüm Ortaçağ boyunca ülkeye, kullanılan zamana ve yöredeki dile değişen şe­killerde girmiş. Bunlar çoğunlukla, Dâr-üs sıhha", "Dâr-ül afiye", "Dâr-ür raha", "Dâr-üt tıp", "Maristan", "Bîmâristan", "Bimarhane", kervan­saraylarda "tâbhane" gibi adlar.

 

 Türk Psikiyatri Tarihi Müzesi kuruluyor

Edirne'deki şifahanenin yataklı olan ana bölümü, dıştan, ortada bü­yük fenerli bir kubbe ile etrafındaki 12 küçük kubbenin çevrelemesiyle örtülü. Bu örtünün altındaki mermer döşeli salonun ortasında, yine 12 kö­şeli fıskiyeli küçük bir havuz, salo­nun çevresinde de 6 tane kapalı kış­lık hasta odası bulunuyor. İşte bu bölüm, Osmanlı İmparatorluğu'nun 700. Kuruluş yıldönümünde, Dr. Fa­ruk Bayülkem başkanlığındaki "Ruh Hastalarını Readaptasyon Derneği" tarafından, 31 Ağustos 2000'de, Türk Psikiyatri Tarihi Müzesi olarak hizmete açıldı. Buradaki temel amaç, yüzyıllardan beri süregelen önemli bir ruhsal sağaltım geleneği­ni, kendi özgün mekânında, özgün tarihi giysiler içindeki mankenlerle, darüşşifanın sözü edilen odalarında yeniden canlandırarak yaşatmak. Bu amaçla her bir oda, geleneksel teda­vinin öngördüğü akıl hastalıklarının temsili, ama görsel yönü zengin an­latımına göre düzenlenerek topluma kazandırılmaya çalışılmış. Çok başarılı olan bu çalışmada, ölçü alınan örnek tedavi yöntemi de, hastaları, özellikle müzikle iyileştirmeye yö­nelik sağaltımın öne çıkartılmış ol­ması. Müzede, gerek hastaya verilen bir uğraşla, gerekse darüşşifanın ta­rihindeki su sesiyle tedavilerin de bulunmasına karşılık, müzikle teda­vi daha bir öne çıkartılmış.

 

Kaynak: Focus 2001 Şubat sayısından özettir. Dergiden resimler ileti ekindedir.

 

Konu ile ilgili yenilikler ve linkler:

Müze Trakya Üniversitesi’ne devrediliyor. Müzenin linki

http://www.trakya.edu.tr/kulliye

 

Müze 2004 yılında ödül alıyor.

Avrupa Konseyi Parlamentosu 2004 Avrupa Müze Ödülü'nü Trakya Üniversitesi Sultan II'nci Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi kazandı.

 

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2003/12/21/388082.asp

 

TÜRK HEKİMLİĞİ AMERİKAN PSİKİYATRİ DERGİSİNE KAPAK OLDU

 

Marmara Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi, Uzm. Dr. Osman Sabuncuoğlu ‘nun, araştırmaları sonucu ortaya çıkardığı 1385-1470 Tarihleri Arasında Amasya Bölgesinde Yaşayan Büyük Türk Hekimi Şerafettin Sabuncuoğlu'nun kalema aldığı “Cerrahiyetü’l Haniye” kitabı Amerikan Psikiyatri Birliği (American Psychiatric Association) Tarafından Yayınlanan The American Journal Of Psychiatry (Ajp), Aralık Sayısında Kapak oldu.

 

Derginin linki:

http://ajp.psychiatryonline.org

 
Haber linki: 

 http://www.haberler.com/washington-turk-hekimligi-amerikan-psikiyatri-haberi

 
Konu ile ilgil olarak Dr. Osman Sabuncuoğlu ile röportaj:

http://www.hayatforum.net/archive/index.php?t-18718.html

Yorum Yaz